Yatakta özgür olun! |
Yatak
odası mahremiyetin yaşandığı bir mekan. Burada arzularınıza
asla gem vurmayın. Sevişmeyi uzatmak mı istiyorsunuz,
eşinizin anlık ve sabırsız sevişmelerinden şikayetçi misiniz?
Bütün bunları özel sohbetlerinizde mutlaka konuşun.
Unutmayın, seks yaşamın önemli bir parçası ve bunu çiftler
ancak birlikte anlamlı hale getirebilirler. Gittikçe
cinselliğin daha az yaşandığı bir hayata doğru gidiyoruz. İş
yaşamı, ekonomik sorunlar, stresler, hayat kaygıları
cinselliği daha alt sıralara itiyor.. Yatakta, "tak fişi
bitir işi" yöntemiyle kısa anlara sığdırılıyor sevişmeler.
Erkek, orgazmını yaşıyor. Kadın ise orgazm taklidi yapıp
çekiliyor kenara. Oysa cinsellik, insan yaşamında çok önemli
bir yere sahip. Beraberliklerde çiftler, birbirlerine ait
olma duygularını cinsellikle birlikte pekiştiriyorlar.
Sadece bu da değil, doyumlu bir seks hayatı, insanı her
alanda motive ediyor, pozitif etkiler yaratıyor.
Bakın, bir kadın bu duygularını nasıl anlatıyor:
"Mükemmel bir seks hayatım var. Eşim son derece anlayışlı.
Kesinlikle sınırlarımız yok. Canımız nasıl istiyorsa öyle
sevişiyoruz ve mümkün olduğunca kalıplardan kurtulmaya
çalışıyoruz. 'Yatak odası' diye bir takıntımız yok. Evin her
yerini aşk köşesi haline getirebiliyoruz istersek. Bu konuda
kendi bildiklerimizle kalmıyor kitaplar okuyoruz. Yaklaşık
üç yıldır da, "yumuşak sevişme" olarak biline Taocu seksle
ilgileniyoruz. Eşim saatlerce boşalmıyor. Ben de
alabildiğince doyuma ulaşıyorum. Bu doyum, benim iş
hayatımda da çok olumlu izler bırakıyor. Eşim için de öyle.
O da işyerinde başarılı bir yönetici. Bizim yaşam biçimimiz
bu."
İşte cinsel doyum yaşayan bir kadının yaşama pozitif bakışı.
Bu, gerçekten çok önemli. Sorunlu çiftler, bunun önemini
kavrarlarsa eğer, onların da başarmaması mümkün değil.
Aslında, önemli olan istek. İstersek nelerin üstesinden
gelmeyiz ki! Daha da önemlisi, sekse yaşamda tanıdığımız yer.
O, yaşamda en alt sıralarda değil, hak ettiği yerde olmalı.
Ne var ki, birçok kadın bu konuda tutuk. Cinsel yaşamlarında
"konsantre" sağlayamadıklarından ve her zaman sekse hazır
olamadıklarından yakınan çok kadın var.
Peki, ne zaman sekse hazır oluruz? Eşimiz hazır değilse ne
yapmalıyız? Yatakta "görev gibi" yaşanılan bir ilişkiden
hoşlanmıyorsak eşimizi nasıl değiştirebiliriz?
Seks ritüelleri
Gerçekten de cinselliğe hazır değilsek hepsi boş. Eğer biz
istiyorsak ve eşimizde ya da sevgilimizde de bu isteği
yaratabiliyorsak yaşanan beraberlik anlamlı olur. Erkek
partnerler genellikle sekse her zaman hazırdır! Ama kadınlar
niye böyle değil?
İsterseniz bir kadının, mimar C.'nin ağzından bunları
dinleyelim. Genç kadın sorunlarını şu cümlelerle aktarıyor:
"4 yıllık evliyim. Cinsellik benim için önemli ancak bunun
için çok özel ortamlara ihtiyaç duyuyorum. Mutlaka mumlar
yakılmalı yatak odamda.. Etrafta tahrik edici kokular olmalı.
Ve romantik bir müzik çalınmalı o anda. Bu ortamı zaten
sekse hazır olduğumda yaratıyorum. Fakat kocam için bu
ritüeller pek önem taşımıyor. O istekli olunca derhal beni
soymaya başlıyor. Ben de onunla o an, zevk alıyorum fakat
genellikle orgazma ulaşamıyorum. Eşim sevişme sonrası bunun
için özür diliyor. Yeniden başlıyoruz fakat, artık benim
konsantrem sona ermiş oluyor."
İşte çarpıcı bir örnek: C. gibi birçok kadın sevişme
ortamının mutlaka özel ambiyanslarla donatılmasını istiyor.
Zaten cinsellik dizimizin başında da söz etmiştik,
kadın-erkek farklılıklarından.
Kadınlar seksi bütün benlikleriyle yaşıyor. Ruhuyla,
bedeniyle... Erkek ise o an, "fiziksel" olarak hazırsa
startı verebiliyor. Orgazmını sorunsuz olarak yaşıyor. Kadın
hazırlıksız yakalanmışsa, ilişki sonunda o "yarım
bırakılmışlık" duygusuyla baş başa kalıyor. Dolayısıyla,
doyumlu bir birliktelik için önce konsantre şart.
Tabii ki erkeklerin de suçu yok. Çünkü onlara böyle
öğretilmiş. Bunu anlatmak, ne yazık ki kadınlara düşüyor.
İnanın, karşınızdaki erkek çağdaş biriyse, bu tür bir
iletişimden rahatsız olmuyor, kendini sorgulayabiliyor,
yenileyebiliyor. Sizin isteklerinizi, göz önünde
bulundurabiliyor.
İsteklerin dili
İsterseniz bir gece hayal edin... Seks istiyorsunuz. Bunu
sıradan değil, hoş bir tören gibi yaşamayı arzuluyorsunuz.
Tabii ki, sizin arzulamanızın yanı sıra eşinize de bunu
hissettirmeniz önemli. Kesinlikle zorlamamak gerekiyor.
Erkeğiniz eğer yorgun değilse, bu isteğe kolayca yanıt
verecektir. Bunu için "sessiz" sinyaller vardır.
Eşinizin çevresinde dolaşıp seks için hazır olduğunuzu
belirten bu sinyallerini göndermeniz yeterli. Bu, ancak
partnerlerin anlayacağı özel bir dildir. Ve mesaj yerine
derhal ulaşır.
İlk etapta dokunmakla başlayın, bu çok anlamlıdır. Bunun
için masajla işe başlayabilirsiniz. Eşinize yavaş yavaş
yapacağınız masaj hem onun çok hoşuna gidecektir, hem de
sekse kendini hazırlayacaktır. Masajın ardından onu banyoya
gönderebilirsiniz ve bu arada yatak odanızı ya da evdeki
dilediğiniz bir köşeyi hazırlayabilirsiniz.
Mumlarla birlikte loş bir hava verdiğiniz odaya ve egzotik
kokular sıkabilirsiniz. Bu "tören" gerisini getirecek, sizi
istediğiniz zevkli anlara ulaştıracaktır. Bu arada, yatakta
konuşmak istediğiniz anlarda da sakın kendinizi kısıtlamayın.
Ne istiyorsanız, nasıl biçimde bir ilişki talep ediyorsanız
bunu ona belirtin. Çiftlerin isteklerini dillendirmemesi o
kadar yanlış anlamalara yol açıyor ki... Ne yazık ki,
yetiştirilme tarzından dolayı seks konusunda binlerce kadın
konuşmaktan çekiniyor. Oysa beden sizin bedeniniz. Onu
dilinden en iyi siz anlarsınız. Bunu söyleyecek olan,
partnerinizi yönlendirecek olan da sizsiniz.
Yatakta pasif misiniz?
Peki, erkek erkeğiniz sizin bu tutumunuzu eleştirirse? Ya da
siz bütün bunları yapmayı çok istiyorsunuz ama onun sizi
yanlış değerlendirmesi konusunda bir kaygı duyuyorsanız ne
olacak? Öncelikle bu kaygıyı yok etmeniz gerekir. Bunun için
de seksle ilgili sohbetlerinizi yatak odası dışında da
mutlaka gerçekleştirmelisiniz.
Yani, neler istiyorsunuz? Seks sizin için nasıl bir öneme
sahip? Bunları konuşmaktan sakın kaçınmayın. Ki, bir çok
erkek kadınların yatakta "pasif" davranmasından şikayetçi.
Bir erkek eşinden bu anlamda şöyle yakınıyor;
"Eşimle flört ederek evlendik. O utangaç yapıdaydı. Fakat
zaman içinde bu utangaçlığını benimle birlikte yendi. İlk
zamanlar seks hayatımız çok iyiydi. Fakat eşim son
zamanlarda daha pasif davranmaya başladı. Ben onunla farklı
biçimlerde sevişmek istediğim anlarda tutuk davranıyor ve o
ilk zamanlardaki utangaçlığını sergiliyor. Misyoner
pozisyonunu genellikle tercih ediyor. Bense, yatak odamızda
daha renkli anlar yaşamak ve ona da yaşatmak istiyorum.
Fakat onun bu pasif hali beni de olumsuz etkiyor. Artık
kısacık sevişmeler yaşıyoruz."
Burada tabii ki erkek haklı. Ama kadın da suçlu değil. Çünkü
geleneksel anlamda kadınlara seks hep yasaklanmış. Hep o
genç kızlık dönemlerimizdeki tutukluğu içimizde taşıyoruz.
Bize bu öğretilmiş. Oysa evlilik hem ruh, hem de vücut
birliği. Seks bu birlikteliğin bir motoru. Cinsellik iki
kişi arasında yaşanan en özel an ve bu özel anlarda
mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Yatak odanız zaten bütün
bunların kırıldığı bir yer. Burada özgürce, dilediğiniz gibi
davranabilmelisiniz.
Ön sevişme bütün kadınların derdi
Ön sevişmeden söz açıldı mı, bütün kadınların dert
yanacağını biliyoruz. Hepimizin ortak sorunu. Birçok erkek
ön sevişmeyi alabildiğince kısa tutmak istiyor. (Elbette
istisnaları var) Oysa bunu da önce siz talep etmelisiniz.
Doğaldır, erkek yatakta baskın olmak ister. Bu içgüdüsel bir
istek. Bu şekilde, iktidarı elinde tutar. Ama ipleri siz
elinize alabilirsiniz. Ön sevişmeyi alabildiğince uzatıp,
onu geciktirebilirsiniz.
Ve bir çok erkek de bundan hoşlanıyor aslında. Önyargıları
bir kenara bırakın. Onun, aşk oyunlarınız karşısında kuzu
kesilip, sizin isteklerinize değer vereceğinizden hiç
kuşkunuz olmasın. Yataktaki bu oyunlar erkeği kısa sürede
tahrik eder. Ama siz de ön sevişmeyi uzatmak istiyorsanız,
bu oyunları dozunda bırakın. Heyecansız yavaş ve sakin olun.
Şu var ki, birçok kadın da, "Bunu nereden öğrenmiş?"
sorusuna muhatap kalmamak için aşk oyunlarında çekinik
davranıyorlar. Atın, bu düşünceleri. Hangi çağda
yaşadığımızın farkında olun. Artık televizyonlarda,
gazetelerde, dergilerde bütün bunlar çarşaf çarşaf yazılıp,
ortaya dökülüyor, tartışılıyor.
Giysilerin rolü
Uyarılardan söz etmiştik.. Bunların içinde, öpüşme ve
dokunma mükemmel uyarı sağlayabiliyor. Bu eylemler, ilişkide
duyumu artırır. Uzmanlara göre öpüşme şefkatin ve duygusal
cinselliğin de göstergesi. Partnere duyulan güvenin en
önemli işareti. Ağız yoluyla iletişim kurmak, kişileri
birbirlerine daha çok motive eden bir unsur. Öte yandan,
yatak öncesi giysilerinizin tarzı da, ayrı bir tahrik edici
unsur.
Ama bu konuda da kalıplar var. Herkesin giysi konusundaki
görüşü çok farklı. Bazı erkekler, daha örtülü bir giysiden
tahrik olabiliyor. Yapılan bir araştırmada partnerlerin
başlangıçta hafifçe giyinik olmalarının, daha fazla arzu
hissi yarattığı vurgulanmış. Burada da kişisel özellikler
dikkate alınmalı. Bir kişiye seksi gelen bir giysi tarzı,
bir diğerine tuhaf gelebilir. Bu anlamda, eşinizin nelerden
hoşlandığını bir şekilde öğrenebilirsiniz.
Seksi, sürprizler de renklendirir. Sevişmeye giyinik
başlayıp, üzerinizdekilerini kat kat çıkarmanın keyfi de bir
başkadır. Bazısı da yatağa çıplak girmekten hoşlanabilir.
Sevişirken ne kadar yaratıcı olursak o kadar mükemmel ilişki
yaşarız. Rutin ve alışılmış olan elbette ki heyecanlandırıcı
değildir. Bu, her gün aynı çorbayı içmek gibidir.
Dolayısıyla, yeni mekanları, yeni pozisyonları denemekten
kesinlikle korkmamak, utanmamak gerekir. Örneğin, evde yemek
hazırlarken bile aklınıza sevişmek gelebilir ve o an bu
duyguyu ertelememek gerekir