1 Nisan
şakasının kökeni nedir? 1564
yılında Fransa kralı IX Charles,
yıl başlangıcını Ocak ayının
birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl
başlangıcı Mart 25 idi. O
zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla
yayılamadı. Duyanlar ise
protesto amacıyla eski
adetlerine devam ettiler.1
Nisan'da partiler düzenlediler.
Diğerleri ise onları Nisan
aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün
aptalların günü adını verdiler.
Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak
partilere davet ettiler, gerçek
olmayan haberler ürettiler.
Yıllar sonra Ocak ayının yılın
ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi
kültürlerinin parçası görerek
devam ettirdiler. Oradan da
bütün dünyaya yayıldı
İnsanlar niçin içki kadehlerini
tokuştururlar? Bu konuda iki
ayrı açıklama vardır. 1)
İnsanların beş duyusunu tatmin
amacıyla şarap kadehini sofrada
çın sesiye tokuşturmak. Şarabın
rengi, görme; diliyle tat alma;
burunla koklama;eliyle dokurma,ve
çın sesiyle işitme. Şarap bütün
duyguları tatmin eder anlamını
taşır. 2)Antik çağlarda bir
insanın düşmanını yemeğe davet
edip,ona zehirli içki sunması
doğal sayılıyordu. Ev sahibi
içkinin zehirsiz olduğunu
kanıtlamak için kendi içkisini
havaya kaldırır ve misafirin
içkisinden bir yudumun kendi
kadehine dökülmesini isterdi.
Sonra aynı anda içkilerini
içerlerdi. Misafir böyle durumda
ev sahibine güvenini göstermek
için kadehini ev sahibinin
yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe
vurur, çın sesiyle içkiyi
denemeye gerek olmadığını
gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin
çubukla yerler? Çinlilerin yemek
yeme alışkanlıklarının
yiyeceklerini çok küçük parçalar
halinde yemelerinden çubuk
kullandıkları anlaşılıyor.Çinde
eskiden yalnızca zenginler
masada otururlardı. Halkın
çoğunluğu tabakları ellerinde
yemek yerlerdi. Bir elleriyle
tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak
beslenirlerdi. Hızla artan nüfus
yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği
küçük parçalar halinde
çoğaltarak yiyorlardı. O
zamanlar ağaç sıkıntısı
nedeniyle de tahta kullanımı
kısıtlıydı. Masa kullanımı bu
yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten
yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı
hangisidir? Bu şarkı"Happy
birthday to you" dur. Şarkının
asıl kaynağı Amerika'lı iki kız
kardeşe aittir. Orijinal adı "
Good Morning to All" yani "
hepinize günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek
bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat
telif hakkı kardeşlere aittir,
onlardan sonra da Warner/chappel
müzik şirketine geçmiştir. Müzik
ticari amaçlı kullanıldığı zaman
şirkete ödeme yapma zorunluluğu
vardır
Mezara niçin çiçek konulur? İlk
olarak Mısır Firavunu
Tutamkamon'nun milattan önce
1346 da öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı
saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise
M.Ö 2000 yıllara kadar mezara
çiçek konduğu belirlenmiştir. O
zamanlarda bu çiçeklerin amacı
iyi ruhları çekme, kötaü ruhları
kovma amacıylaydı. Sonradan ise
asıl amaç cesetler çürürken
çıkan kokuyu kamufle etme
amacını taşır. Servi ağacı da bu
nedenle mazarlıklarda
kullanılır. Ağacın yaprakları
rüzgarı önler, kendine özgü
ferah kokusu vardır. Cenaze
törenherinde siyah giyinmenin
amacı da mezarlıklarda
hayalletlerden sakınmak amacı
taşımaktadır.
İnsanlar saatlerini niçin sol
kollarına takarlar? Özel bir
durum veya farklı olma düşüncesi
yoksa insanların çoğu saatlerini
sol kola takar. Çünkü çoğunluk
sağ elini kullanmaktadır ve bu
kolun daha hareketli olması
nedeniyle saatin bir yerlere
çarpıp zarar görme olasılığı
yüksektir. Zaten saatin kurma
düğmesi 3 rakamının yanındadır.
İnsanlar saati kurmak
istedikleri zaman onu bilekten
çıkarmadan sağ elle uzattıkları
sol kollarındaki saati
kurabilirler.
Satrançta şah niçin o kadar
pasiftir? Çünkü şah koruma
altındadır. Zaten satrançta amaç
şahı almaktır. O yüzden bütün
taşlar onu korumakla görevlidir.
Vezir ise başkumandan gibi şaha
yardım eder. İleri geri, çapraz
her yöne gidebilir. Batıda
vezire Kraliçe adı verilmiştir.
Bununla Kraliçe'nin Kralın en
büyük desteği olduğunu işaret
etmektir. Satranç 6. yüzyılda
Hindular tarafından oynanmaya
başlanmış, oradan dünyaya
yayılmıştır.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük haftayı
zaman birimi olarak
kullanıyorlardı. İlk çağlarda
bilinen beş gezegen ile güneş ve
ayın sayısı nın 7 oluşu bu
sayıyı gizemli ve uğurlu
kılıyordu. Daha sonra dinlerde
göğün 7 kat oluşu ve doğadaki
ana renk sayısının 7 oluşu,
müzik notalarının 7 oluşu
sayının önemini daha çok
belirtti. Daha sonra Fransa
takvim yapısını değiştirerek
hafta sayısını 10 yaptı ama
kabul görmedi. Rusya 5 günlük
hafta uygulamasına geçti, o da
tutulmadı. Sonunda yine hafta 7
gün olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner
kapıdır? Döner kapıların tek
amacı enerji tasarrufudur. Büyük
binaların içerleri devamlı
olarak ısıtılır. Açılan normal
kapıdan içeri soğuk hava
rahatlıkla girer. Eğer normal
kapı kullanılırsa hava değişimi
nedeniyle klimalar veya motorlar
yeniden çalışacaktır. Özellikle
çok kişinin girip çıktığı otel
veya benzeri binalarda enerji
tasarrufu için döner kapı
kullanılır. Döner kanatlar sıcak
havanın dışarı çıkmasına, soğuk
havanın da içeri girmesini
engeller.
Bardaktaki buzlar niçin
birbirlerine yapışırlar? Buzun
erimesi için yalnızca sıcaklık
değil basınç da önemlidir.
Dağlardaki buzulların kayma
nedeni de budur. Basınçla alt
tabaka erir ve kayma oluşur. Bir
kabın içinde ya da bir bardakta
üstüste duran buzların herbiri
altındakine değdiği noktada bir
basınç oluşturur ve bu noktada
çok küçük kısım erir.Buradan
hareket eden su çok az yanda iki
buz küpçüğünün birleştiği
noktada tekrar donar. İki buz
parçası kaynak yapılmışcasına
birbirlerine yapışır ve orada
bir daha erime olmaz.
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin
çeker? Aslında kumaş ıslanınca
lifler şiştiğinden kumaşın az
biraz uzaması gerekmektedir. Ama
bükümlerin açılarındaki
deformasyonun yarattığı çekme
kuvveti daha fazla olduğundan
sonuçta kumaş boydan kısalır.
Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler
eski durumlarına gelirler. Ama
kumaş ilk ölçülerine dönemez.
Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun
hepsi kumaşın çekmesini
kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
yıkandıktan sonra ölçüleri belli
bir dengeye ulaşır ve ondan
sonra yıkandığında çekmez.
Çinlilerin gözleri niçin
çekiktir? Yalnız çinlilerin
değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da
yaşayanların, japonların hatta
Eskimoların da gözleri çekiktir.
Aslında göz yapısı bütün dünyada
aynıdır. Farkı yaratan göz
kapaklarıdır. Çekik gözlü diye
nitelendirilen ırklarda gözün
üzerindeki göz kapağının ikinci
kıvrımı, gözün üstüne daha çok
inmiştir. Bazı teorilere göre bu
kıvrım insanların gözlerini
yoğun kar tabakasının, göz
kamaştıran ışığından korumak
için bir çeşit kar gözlüğü gibi
gelişmiştir. Çinde ve öteki
bölgelerde her ne kadar yoğun
kar yağmıyorsa da onların
atalarının buzul çağında kuzeyde
yaşadıkları daha sonra güneye
indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız
gözleri değil, burunları da
rüzgara karşı korunmak için
küçülmüş, burun delikleri soğuğu
engellemek için daralmıştır.
Ciltleri de koruma amaçlı olarak
yağlıdır. Göz kapakları da
yağlıdır. Gözü ve iç
tabakalarını kara ve buza karşı
korur. Yani çekik gözlü değil,
düşük göz kapaklı, demek daha
doğrudur.
İnsan korkunca niçin dişleri
birbirine vurur? Bir insan büyük
bir tehlike veya korku verici
olayla karşılaşınca vücudu
otomatikman savunmaya geçer.
Diğer canlılarda olduğu gibi
dişler ve çene savunmanın ana
mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle
ilk insanlardan gelen kalıtımsal
yapıdan dolayı önce çene ve
dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki
dişler birbirine vuruyormuş gibi
görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark
nedir? Akıl yalanla gerçeği,
doğruile yanlışı ayırabilme, bir
konuda düşünce yürütebilme ve
görüş bildirme yeteneğidir.
İnsan olgunlaştıkça aklı
gelişir. Zeka ise bir olayı önce
anlama, ilişkileri kavrama,
yargılama ve açıklayarak çözme
yataneğidir. Genel olarak 12
yaşına kadar gelişir, 20 yaşına
kadar sürer sonra sabit kalır.
Zeka bir insanın her türlü olay
karşısında aynı yeteneği
gösterebileceği anlamına gelmez.
Bir besteci müzik yapıtını
aklıyla değil zekasıyla yaratır.
Fakat en basit matematik
problemini çözemeyebilir. Sonuç
olarak zeka, ruhsal olaylara,
algı ve hafıza yeteneğine,
tutkulara, eğilimlere göre
farlılıklar gösterir. Akıl somut
olarak ölçülemez, zeka IQ
denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarını
etkiler mi? İnsanlar arasında bu
inanç oldukça yaygındır.
Eskilerin Ay'ın dönemlerine
bağladıkları boş bir inancın
günümüze uzanan bir
varsayımıdır. Bilim adamlarının
yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu
kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki
okyanusların gel-git denilen
suların alçalması ve yükselmesi
olayı üzerinde doğrudan etkisi
vardır. Vücudumuzdaki suyun
oranı , okyanuslardaki su
miktarıyla kıyaslanamaz. Yani
Ay'ın çekim gücü insanı
etkileseydi yalnız dolunayda
değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek
önemli bir etken değildir. Çünkü
gönderdiği ışık miktarı Güneş'in
gönderdiğinin 600 binde biri
kadardır
Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki
canlılardan sadece insan ruhsal
nedenlearle ağlar. İnsanı farklı
kılan bu durum şüphesiz yaşam
tarihindeki evrimin bir
sonucudur. Aslında gözlerimize
sürekli gözyaşı koruma amaçlı
olarak salgılanmaktadır. Fakat
ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu
konuyu ilk inceleyer Darwin'dir.
Daha sonra yapılan deneyler
sonucu görüldü ki soğan
doğrarken akan gözyaşlarının
kimyasal yapıları farklıdır.
Ruhsal gözyaşları daha çok
protein içermektedir. Fakat
henüz bu farkın nedeni
açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları
niçin hatırlamıyoruz? Bilim
adamları geçmiş deneyimlerimizi
saklayan hafızamızın beynimizde
anıveya öykü şeklinde organize
olduğunu ileri sürüyorlar. Üç
yaşından küçükler bu şekilde
iletişim kurma yeteneğine sahip
değiller.Öykü ve anılarını
anlatamıyorlar. Yer ve karakter
kavramlarını anlamıyorlar. Üç
yaşından küçükler düzgün
konuşabildikleri,anlayış, seziş
ve hafıza yeteneklerine sahip
oldukları halde tüm olanları bir
bütün olarak şekillendiremiyor,
öyküye
dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne
yaptığını ne yapıldığını 3-4
yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde hörgüçlerinde su olduğu
ve uzun yolculuklarında bu suyu
kullandıkları söylenir ama doğru
değildir. Develerin
hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ
bulunur. Yiyecek bulamadıkları
zaman bu enerjiyle hareketlerini
sağlarlar ayrıca yağ çöl
sıcağına karşı koruma görevi de
yapar. Develer suya az
gereksinim duyarlar. Burun
mukozaları insana göre 100 kat
daha büyüktür. Soluk alırken
havadaki nemin üçte ikisini
kazanabilirler. Su kaybını da
dokularından kaybederler,
kandaki su etkilenmez.
Yumurtanın niçin bir tarafı
yuvarlak, diğer tarafı sivridir?
Eğer köşeli olsalardı kenarları
dayanıklılık bakımından çok
zayıf olurdu. En dayanıklı
geometrik şekil küredir ama bu
şekildeki yumurta yuvarlanacak
olursa nerede duracağı belli
olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz
gitmez. İnce tarafı üstünde
dairesel bir yol çizer.
Başladığı yere yakın bir noktada
durur. Yani düz bir yerde
kaybolması olanaksızdır.
Yumurta, tavuğun yumurta
kanalında küre şeklindedir.
İlerlemesi sırasında arkada
kalan dairesel kasların
büzüşerek hem yumurtayı ileri
iterler hem de bu kısmına baskı
yaparak konik biçimini
sağlarlar. Yumurtanın şeklinin
nedeni de budur. Sürüngenlerde
bu düzenek olmadığından
yumurtaları küresel biçimdedir.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her
insan ağzıyla konuşur ama
konuşabilmeyi sağlayan asıl
organ beyindir. Beyinde oluşan
düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır.
Hayvanlar bu nedenle konuşamaz.
Papağan ve benzeri kuşların
yaptıkları konuşma değil,
mükemmel bir ses tınısı ezberi
ve tekrardır. Sesleri ezberler
ve taklit ederler. Kuşların ses
organları memeli hayvanlardan
farklı olarak gırtlakta değil
göğüs kafeslerinn dibinde, karın
boşluğunun derinliklerindedir.
Kuşların doğasında ses taklit
yeteneği vardır. Doğayla içiçe
yaşarken diğer kuşların
seslerini taklit ederek bir
çeşit iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu böceğin verdiği
ışığın ateşle de sıcaklıkla da
bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı
"Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı,
moleküler seviyede kimyasal bir
işlemdir. Bazı moleküllerin
ayrışarak daha yüksek enerjili
hale geçebildikleri ve bu fazla
enerjiyi ışığa
dönüştürebildikleridir. Ateş
böceğinin karın bölgesindeki
ışık organında bulunan
guddelerden ışık elde etmede rol
alan iki ana kimyasal madde
üretilmektedir. Fakat onlar da
tam olarak ışık vermeye
yetmediği için böceğin ışık
bölgesine yakın solunum
organının ışık verme anında
burayı oksijenle beslemesi
gerekmektedir
Kediler balık ve sütü niçin
severler? Kedilerin sudan
hoşlanmadığı bilinir. Ama
aslında kediler çok iyi
yüzerler. Hava şartlarından
dolayı ve de tembelliklerinden
suya girmeyi sevmezler.
Evkedisinin balık sevmesinin
yanında kuşlara ve farelere olan
düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da
Nil vadisinde balık, kurbağa,
küçük kuş ve fareleri avlayarak
yaşamış olmasıdır. Zaten eski
Mısırlılar kedilerifare avcıları
olduğu için
evcilleştirmişlerdir. Günümüzde
kedinin kuzey Hindistan ve
Güneydoğu Asya'da yaşayan
türleri ırmakların kenarlarında
balık avlayarak yaşamaktadır.
Patileriile balıkları sudan
dışarı atar, gerekirse suya
tamamen girerler. Eski Mısır'da
kedi bakıcıları onları ekmek ve
sütle beslemişlerdir. Kedilerin
süt zevkinin de Mısırlı
bakıcılarının yarattığı beslenme
alışkanlığından
kaynaklanmaktadır.
Horozlar niçin sabahları
erkenden öterler? Sabah güneş
doğarken ötmek yalnız horozlara
özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun
sesinin diğerlerinden daha güçlü
olmasıdır. Kuşların büyük
çoğunluğu da aynı saatlerde
ağaçlarda koro halinde öterler.
Gün boyu hem horozlar hem kuşlar
bu ötüşü sürdürürler ama
seslerinin en güçlü çıktığı
zaman sabah saatleridir. Horoz
ve kuşların sabah gün doğarken
ötmeleri biyolojik saatleriyle
ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın
nereye gidiyor? Sineklerin her
türü kışın ortadan kaybolur.
Havaların ısınmasıyla birlikte
ansızın ortaya çıkarlar.
Sinekler ısıya karşı çok
hassastır. Güneş bulutun
arkasına girdiği zaman oluşan
ısı düşmesinden etkilenirler.
Kış günlerinde yaşama şansları
yoktur. Ölmeden önce
yumurtalarını toprağa veya
kuytuya gömerler. Lavra ve
yumurtalar soğuktan etkilenmez.
Yaz sıcakları başlayınca
yumurtalar çatlar ve yine
sinekli günler başlar.
Tükenmez kalemin dolmakalemden
farkı nedir? Kalemin tarihi
yazınınkinden de eskidir. İlk
insanlar sivriltilmiş çakmak
taşlarıyla duvar resimleri
yapmıştır. Mürekkepli metal
kalemler Romalılar tarafından
biliniyordu. Tükenmez kalem adı
ile bilinen bilye uçlu kalemin
ilk modeli 1880 yılında
yapılmıştır fakat rağbet
görmemiştir. Uçakların
gelişmesiyle gündeme tekrar
gelir. Uçaklar 2-3bin metreye
çıkınca hava basıncı oldukça
azalır. Dolmakalem mürekkebi
basınç nedeniyle dışarı akarak
kağıdı ya da giysiyi lekeler.
2.Dünya Savaşı'nda askeri
uçaklarda kullanılan tükenmez
kalem sonradan yaygınlaşmıştır.
Tükenmez kalemlerde mürekkep
kağıda pirinç uçtaki yuvaya
yerleştirilmiş minik bir bilye
aracılığıyla aktarılır. Fakat
dolmakalemin özelliği seçkin ve
yazıyı kaliteli kılmasıdır.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle
vurur? Bir sandalyeye rahatça
oturup bacak bacak üstüne
atarken doktor dizkapağının
hemen altına, kası kemiğe
bağlayan tedoma minik lastik bir
çekiçle vurduğu zaman bacak
ileri fırlar. Bu reflekste
baldır kaslarındaki duyu
sinirleri kasın genişlemesine
tepki verir ve yeni sinir
sinyalleri oluşturarak kaslara
hafif bir basınç uygulandığını
ve gerildiklerini omuriliğine
iletirler. Omirilik ise bu
basınca dayanabilmesi için
kasların kasılması gerektiğini
bildirir, bacak tekrar geri
hareket eder. Refleks, beyin
denetiminden geçmeksizin, yani
beyin devrede olmadan doğrudan
omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı
refleksi omuriliğin işleyişi
konusunda bilgi veren önemli bir
tanı yöntemidir.
Yapıştırıcılar nasıl
yapıştırıyor? Yapıştırıcıların
sağladığı yapışma olayı aslında
kimyasal bir reaksiyondan başka
bir şey değildir. Günümüzde
imalatçılar yapıştırıcıları
sentetik malzemeler kullanarak
yaparlar. Yapışma olayında
benzer veya ayrı malzemeden iki
madde, bir de yapışkan gerekir.
Burada en önemli görev
yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının
moleküllerinin diğer iki madde
molekülleri ile birleşme eğilimi
gösterir bir yapıda olması
gerekmektedir.
Matematikte niçin (-2) ile (-2)
nin çarpımı (+4) tür? Haftanın
beş günü işe otobüs ile gidip
geldiğinizi varsayalım. Her
sefer bir milyonluk bir biletle
yapılıyor. On milyon tutarında
on tane bilet aldınız. Hergün
gidiş geliş kullandıkça iki
tanesi eksiliyor. Bunun
eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz
bu işi beş gün süresince yani 5
kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10
olur. Diyelim ki bayram
tatilinin iki günü o haftanın
Perşembe ve Cuma günlerine geldi
ve tatil. Bu kez yapmanız
gerekeni yapmıyorsunuz. İki
günlük 4 bileti
kullanmıyorsunuz. Bu hareket,
yapmanız gerekene göre negatif
yani ters yönde bir harekettir.
Hergün bilet almak yerine iki
gün süresince hiç bilet
kullanmıyorsunuz.İki kere
negatif hareketi "-2" bilet
üzerinde yapınca o hafta
elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet
kalıyor.
Radyonun sesi açılınca pil daha
çabuk mu biter? Pille çalışan
portatif radyolarda sesin
yüksekliği pilin ömrünü etkiler.
Radyo açık, sesi kapalı durumu
ile sesin sonuna kadar açık
durumu arasındaki fark pillerin
ömürlerinin kısalmasına neden
olur. Ses sonuna kadar
açıldığında pillerden çekilen
akım yüzde 30 artmaktadır. Bu
durum, küçüğünden büyüğüne,
pille çalışan ve ses
yükselticisi olan bütün radyo,
teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Termos nasıl sıcağı sıcak,
soğuğu soğuk tutuyor? Tek nedeni
vardır, vakum.Yani boşluk.Bir
termosta içiçe geçmiş iki kap
vardır.Dıştaki metal bir kap
olup içteki genellikle bir cam
şişedir.İkisinin arasındaki hava
ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da
üreticiler tarafından elde
edilebilen tama yakın bir boşluk
vardır.Vakumlu bir ortamda hava
molekülleri de ılmadığından ısı
iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde
kalır.İçerden dışarıya, dışardan
içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece
termosa konan sıvı sıcaksa
sıcak, soğuksa soğuk kalır.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı
nedir? Çok kişi "Save our Ship"
gemimizi kurtar; "Save our Soul"
ruhumuzu kurtar; "Stop Other
Signals" diğer sinyalleri
sözcüklerinin kısaltılmışı
sanır. Oysa hiçbiri değildir.
Tamamen telgraf zamanından kalma
mors alfabesiyle ilgilidir.
İmdat çağrısının çok kolay
akılda tutulabilmesi için 1908
de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi
olan S.O.S seçildi.