Kaşlarınız ve yaşınız
40 yaşını geride bırakanlar için en büyük problem, yüzün
sıkılığını ve diriliğini kaybetmesiyle kaşların yavaş
yavaş göz kapaklarının üzerine yığılmaya başlaması
Bu yaşlardaki kişilerin yapması gereken ilk iş öncelikle
kaşlarını çok inceltmekten kaçınmaları, burun köküne
yakın kısmı mümkün olduğunca doğal bırakmaları ve şekil
vermek için sadece kaşların uç kısımlarıyla oynamaları.
Böylece gözlerinin daha çekik görünmesini
sağlayabilirler. Nasıl mı?
Kaşların uca doğru olan bir-iki santimlik kısmını
tamamen alabilirler. Ardından da bir kaş kalemiyle,
doğal kaş çizgisinin hemen üzerine (çok fazla yukarıda
olursa yapay bir görünüm olabilir) yeni bir hat
çizmeleri. Yeni kaşlarını oluştururken dikkat etmeleri
gerekense tek bir çizgi yerine minik minik dokunuşlarla
birçok küçük çizgiden yararlanmaları.
Kalıcı makyaj
Kaşlarınız sizden yılların ve onları hiç düşünmeden
yolduğunuz günlerin acısını çıkarıyorsa, imdadınıza
kalıcı makyaj yetişebilir. Kaşları küsen ve bir daha
çıkmayanlar kalıcı makyajla daha kalın kaşlara sahip
olabilirler. Kalıcı makyajda bir çeşit dövme ve yaklaşık
1 yıl boyunca kalıcılığını koruyor. Kaşların kontürünü
belirlerken gerçek yerinden biraz daha yukarıya çizerek
gözlerinize daha çekik bir ifade vermek mümkün.
Ayrıca kaşlarınızı ve kirpiklerinizi boyatarak da daha
çarpıcı görünmelerini sağlayabilirsiniz. Çünkü bazen
kaşların yoğunluğu ve biçimi güzel olduğu halde
renklerinin açık olması belirsiz görünmelerine neden
olabiliyor. Tabii aynı şeyi kirpikleriniz için de
geçerli. Üstelik kirpiklerinizi boyattıktan sonra
sürekli bakra kullanmanıza da gerek kalmayacaktır. Bu
işlemi ayda bir-iki ayda tekrarlamanız gerekebilir.
Parfümün dansı...
Yazı: Bilgen Sayanir
“Geçmişle ilgili en güçlü bağımız, geleceğe olan
yolculuğumuzda en sadık yol arkadaşımızdır koku ve
pekala ebediyetin simgesi olabilir.” diyordu Tom Robbins
kitabında. Gerçekten de öyledir. Bir anıyı, bir kişiyi
ya da bir olayı çoğu zaman kokularla anımsarız. Geçmişle
olan bağımız kokularla şekillenir kimi zaman. Peki koku
dediğimiz şey nedir? Koku, doğayı oluşturan varlıkların
havaya sürekli yaymış oldukları moleküllerdir. Burnumuz
vasıtasıyla soluduğumuz havanın içinde bulunan koku
molekülleri, burnun iç kanallarında elektriksel
uyarılara dönüşerek beyne ulaşır. Böylece koku alma
dediğimiz olay gerçekleşmiş olur.
Güzel kokma isteği, günümüzden binlerce yıl önce
yaşayanların, bugünkü parfümlerin temelini oluşturur
şekilde kokular hazırlamalarına neden olmuştur. Örneğin
Eski Mısır'da zengilerin mumyalarına öteki yaşamlarında
hoşluk olsun diye türlü kokular ekledikleri anlatılır.
Eski Yunan'da ise kadınların vücutlarını aromatik
yağlarla ovdukları söylenir. Roma İmparatorluğu
döneminde “per fum um “ sözcüğü tüm kokuları ifade etmek
amacıyla kullanılıyordu. Ortaçağ ile birlikte sabun ve
koku kullanımı gelişti. 1390'larda sedir ağacı, biberiye
ve terebentin ile alkol kullanılarak Macar Kolonyası
elde edildi. Rönesans döneminde ise artık kullanılan
herşey parfümlenir hale geldi. Osmanlı döneminde haremin
gözdelerinin padişahın önüne çıkmadan önce vücutlarını
hoş kokular ile ovdukları da parfümle ilgili bilinen
detaylardan biridir.
Parfüm nasıl yapılır?
Parfümü, doğada bulunan ve sentetik olarak elde edilen
hoş kokular olarak tanımlayabiliriz. Örneğin bir gül
esansının elde edilmesi oldukça zahmetli bir iştir.
Sabah saatlerinde toplanan güller distilasyon denen
işlemden geçirilir. Bu işlemle gülün tüm kokusal
özelliklerini taşıyan yağı elde edilir. Bir kilo gül
yağı elde etmek için tam 2 bin güle ihtiyaç vardır. Bir
başka değişle 1 gr. gül özü, 2 bin adet gülün özüdür. Bu
bitki özlü yağların içine kalıcılık sağlayan bazı
maddeler eklenerek esans denilen en yüksek etkideki koku
elde edilir.
Piyasaya verilecek olan kokular değişik oranlarda uygun
alkollerle karıştırıldıktan sonra şişelenirler. Genelde
has esanslar 5, 10, 15 ml.'lik şişelerde satılır ve çok
pahalıdırlar. Çok az kullanmak yeterlidir. Parfüm
dendiğinde genelde Eau de Parfum ve Eau de Toilet
anlaşılır. Parfümler genelde 30, 50 ve 100ml.'lik
formlarda olabileceği gibi 25, 75 ve 125ml.'lik
formlarda da olabilirler.
Kokuların sınıflandırılması
Kokuları çeşitli özelliklerine göre sınflandırmak
mümkündür. Ancak temel sınıflandırma kokunun kaynağına
göre yapılandır. Kokuları doğal ve sentetik olarak iki
temel gruba ayırabiliriz. Doğal kokular ise elde
edildikleri yere göre isimlerdirilirler. Örneğin; çiçek
kokuları, meyve kokuları, baharatlı kokular, ağaç
kokuları gibi...
Kullanılan çiçek kokularının başlıcaları manolya,
lavanta, gül, orkide, zambak, portakal çiçeği, limon
çiçeği, yasemindir.
Meyve kokuları: Şeftali, portakal, kavun, mandalina,
limon
Baharat kokuları: Karanfil, zencefil, karabiber, tarçın
Ağaç kokuları: Sandal ağacı
Çiçek ve meyve kokularının karışımları oryantal kokular
adlandırılırken, çiçek ve baharat kokularının
karışımları ise yarı oryantal ismini almaktadır.
Kime hangi koku gider?
İnsanların herbiri nasıl ki farklı karekterlere sahipse,
parfüm konusunda da zevkler farklılık göstermektedir.
Kimi, sabunsu kokuları tercih ederken kimi de şekerli
veya baharatlı kokuları sever. Bu arada yılın moda
kokuları da bu tercihleri etkilemektedir. Bir yıl deniz
esintisini andıran soft kokular moda olurken diğer yıl
çikolata gibi kokmak moda oluverir. Tabii ki modayı
takip etmek kadar kişinin kendi ten yapısına uygun olan
kokuyu seçmesi de önemlidir. Lise çağında bulunan
gençlerin daha taze sabun ve meyve kokularını tercih
etmesi önerilir. Ancak yaş ilerledikçe daha etkili
baharat kokuları veya çiçek kokuları tercih edilebilir.
Bu arada parfüm seçerken günün hangi saatlerinde
kullanacağınızı da göz önünde bulundurmalısınız. Gündüz
fazla ağır kokular tercih etmek doğru değildir. Ancak
akşamla birlikte daha çarpıcı ve iddialı kokular
deneyebilirsiniz.
Tüm bu etkenlerin yanısıra asıl önemli nokta kişinin ten
yapısıdır. Esmer, kumral ve sarışın tenli kişilerin
parfüm seçimleri birbirinden farklı olmalıdır. Çünkü
esmer bir tende hoş kokan bir parfüm daha açık tenli bir
kişi için ağır kaçabilir. Ya da tam tersi açık tenli bir
kişide kalıcı olan bir koku, esmer tenli birinde o kadar
kalıcı olmayabilir. Son bir detay olarak; giyim tarzına
ve mevsimlere göre de parfüm seçimi farklılık
gösterebilir. Kışın daha şekerli, vanilyalı ve baharatlı
kokular ön plana çıkarken, yazın daha hafif sabunsu
kokular tercih edilir.
Parfüm kullanırken...
Sadece teninize uygun kokuyu seçmeniz yeterli olmaz.
Parfüm kullanılırken dikkat etmeniz gereken bazı püf
noktaları vardır;
Öncelikle parfüm kullanmadan önce teniniz mutlaka temiz
olmalıdır. Terliyken parfüm kullanmayın ve hatta ter
kokusunu gidermek için parfüm kullanma hatasına sakın
düşmeyin.
Parfümü cildinize 20 cm uzaklıktan sıkın. Böylelikle
parfümü daha geniş bir alana yaymış olursunuz. Bu arada
kulak arkası ve bileklere sıkılan parfüm daha etkilidir.
Çünkü bu bölgeler daha çok ısındıkları için koku
yayılımı daha çok olur.
Parfümü giysilerinize sıkmak pek doğru değildir. Ufak da
olsa leke problemi doğuracağı gibi başka bir koku
denemek istediğinizde giysiye sinmiş olan koku sorun
yaratacaktır.
Spor yaparken parfüm kullanmaktan kaçının. Terleyip ağır
bir kokuyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Farklı kokuları bir arada kullanmayın.
Parfümü banyodan hemen sonra kullanın. Bu şekilde parfüm
cildinize daha hızlı nüfuz edecektir.
Gündüzleri hafif, çiçek, meyve kokularını; akşamları
daha iddialı ve çarpıcı kokuları kullanın.
Thalasso Spa Bakımı
Selülit, bölgesel fazlalıklar ve vücut deformasyonlarına
yönelik sizlere sunmuş olduğumuz alternatiflere
yıllardır kaliteden ödün vermeden başarılı çalışmaları
ile sektördeki yerini belirleyen ve uzun süredir
netbul.com/kadın köşesinde gerek makaleleri ve gerek
sorularınıza verdikleri cevaplar ile güzel bir işbirliği
içinde olduğumuz Lavinia Estetik Merkezi'nde
uygulanmakta olan son derece etkili ve keyifli
programlar ile devam edeceğiz.
Lavinia'da haftada 2 kez, toplam 10 seans olmak üzere
selülit, lokal fazlalıklar ve sıkılaştırma konularında
son derece etkili ayrıca fiziksel ve ruhsal anlamda
dinlenmenizi sağlayacak Thalasso Yosun Bakımlarına
katılabilirsiniz.
Bilgisayarlı özel bir cihaz ile vücut analizi
yapıldıktan sonra her biri 3 saat süren bu detaylı ve
keyifli bakıma başlanır. Bakım işlemleri sırasıyla şöyle
olur;
1. işlem (Aromatik Buhar Kabini): İçine kişinin cilt
yapısı göz önünde bulundurularak özel yağların konulduğu,
tek kişilik buhar kabinine girilir ve 20 dakika süre ile
burada vücuttan toksin atılması, gözeneklerin açılması,
cilt açısından faydalı yağların deri yolu ile teneffüs
edilmesi sağlanır.
2. işlem (Hidromasaj Küveti): SPA bakımları için özel
tasarlanmış 20 jetli ve içine vücudu dezenfekte etmek
için denizsuyu ya da özel bitki sularının katıldığı
hidromasaj küvetine 20 dakika süre ile girilir. Burada
kuvvetli su masajı ile dolaşım hızlanır, kaslar ve
sinirler rahatlar, vücut daha sonraki işlemlere hazır
hale getirilir.
3. işlem (Peeling): Özel bir yağ içinde eritilmiş deniz
tuzları ile tüm vücuda peeling uygulanır. Böylece cilt
ölü derilerden arınır, ardından uygulanacak yosun ve kil
karışımının cilde rahatça nüfuz etmesi için gözenekler
açılır ve tabiki bu peeling işlemi de dolaşımı sirküle
eder.
4. işlem (Vücut Maskesi): Yosun ve kil karışımından
oluşan özellikle selülit ve bölgesel fazlalıklar
açısından etkili olan, toparlayıcı ve toksin atılımını
sağlayan maske tüm vucuda sürülür ve folyo ile sarılarak
bu şekilde ısıtıcılı bir battaniye içinde 35 dakika
beklenir ve maskenin emilimi sağlanır. Ayrıca yosun
içindeki vitamin, amino asit, mineral ve oligo
elementlerden dolayı cildin elastikiyetini korur, nem
depo eder.
5. işlem (Duş): Isı battaniyesinden sonra cilt üzerinde
kalan artık yosun tazyikli duş ile başka hiçbir ürün
kullanılmadan temizlenir.
6. işlem (Jel Uygulaması): Duştan sonra cildi
ferahlatıcı, canlandırıcı ve sıkılaştırıcı okaliptüs ve
mentol içeren özel bir jel vücuda uygulanır.
7. işlem (Aromatik Vücut Masajı): Tüm bu işlemlerden
sonra ayak parmak ucundan başlayıp kafa masajı ile son
bulan ve 70 dakika süre ile konusunda uzman masözler
tarafından uygulanan aromatik vücut masajına geçilir. Bu
uygulama selülit ve bölgesel fazlalıklara karşı etkili
olan içinde bergamot, lavanta, portakal, limon gibi
yağlar bulunan özel karışımlar ile yapılır.
Forma girmenizde ve formunuzu korumada son derece etkili
olan bu keyifli bakım aynı zamanda size zihinsel ve
ruhsal anlamda da günlük hayatın stresinden arınma
imkanı sağlayacaktır. Lavinia'da geçireceğiniz bu güzel
anları tüm bakımın ardından içeceğiniz bir bitki çayı
ile tamamlayabilirisiniz.
Yukarıda detaylı bir şekilde anlatılan Thalasso Yosun
Bakım haricinde Lavinia'da selülit, lokal fazlalık ve
vücut sıkılaştırma konularına yönelik son teknoloji
ürünü olan bilgisayar programlı ve kişiye özel bakımlar
uygulama imkanı sağlayan cihazlar da kullanılır.
1- PROSLİM: Özel bir
cihaz ile vücut analizi yapıldıktan sonra kişiye özel
bir program belirlenir ve bu sistem son derece etkili
bir şekilde kaslara egzersiz etkisi yaptırarak (elektrokas
stimülasyonu) depolanmış yağların ve selülitli dokunun
çözülerek enerjiye dönüştürülüp harcanmasını sağlar. Bu
sayede sadece incelme ya da beden küçülmesi değil aynı
zamanda çok ciddi şekilde deforme olmuş kaslarda da
sıkılaşma ve toparlanma olur.
2- PRESÖR: Ayak
parmak ucundan itibaren lenf drenaj masajı yaptıran bu
sistem zamanında atılamadığı için selülite neden olan
ödemin idrar yolu ile atılmasını ve dolaşımı düzene
sokarak metabolizmanın hızlanmasını sağlar.
Kendi bakım ürünlerini
kendin yap..
Güzel olmak için sadece makyaj yapmak yeterli değildir.
Kaldı ki mükemmel bir makyaj için de öncelikle sağlıklı
bir cilde ihtiyacınız vardır. Bunun için de cilt
bakımına gereken özeni göstermelisiniz. Bu amaca yönelik
birçok ürünü piyasada bulabilirsiniz. Ancak bu ürünlerin
pahalı olması birçoğunuzun satın almasını engelleyebilir.
Düşünülenin aksine bakım ürünlerinin etkili olması için
illa pahalı ve ünlü bir marka olması gerekmiyor. Hele de
ürün seçerken kutularının güzelliğine ve cazibesine
sakın kapılmayın. Aslında krem ve maskelerin içinde
neler olduğunu bilerek kendiniz evde yapabilirsiniz.
Gereken malzemeleri, süper marketlerde veya aktarlarda
bulmanız mümkün. Elde yapılan bakım ürününlerinin ömrü
satın alınanlar kadar uzun olmasa da daha güvenilir ve
bir cilde temas etmemesi gereken boya, kokulu maddeler
veya buna benzer zararlı maddelerden arındırılmış olması
sağlık açısından daha yararlıdır. O halde vakit
kaybetmeden denemeye başlayın!
Bakımlı ve güçlü tırnaklar...
Kadınların güzelliği ve bakımı için sadece yüzünü
temizlemesi, nemlendirmesi ve kusursuz bir makyaj
yapması yetmez. En az onlar kadar önemli bir diğer unsur
da güçlü ve bakımlı tırnaklara sahip olmaktır. Çünkü
hiçbir kadın çatlamış, ojelerinin bir kısmı çıkmış ve
boyları birbirinden farklı tırnaklara sahip olmayı
istemez. Bunun için illa ki bir güzellik salonuna
gitmeniz de gerekmez. Evinizde kendi manikürünüzü
yaparak yıpranan ve kırılan tırnaklarınızı istediğiniz
şekle sokabilirsiniz. Kısa, uzun, küt ya da oval… Seçimi
size kalmış… İşte size adım adım tırnak bakımı:
1. Adım: İşe öncelikle eski ojenizi çıkararak başlayın.
Bu arada kullandığınız asetonun nemlendirici özelliği
olmasına da dikkat edin. Böylece tırnaklarınızı de
beslemiş olursunuz. Ve insanlara itici görünmemek için
hiçbir zaman yarısı çıkmış ojeli tırnaklarla dolaşmayın.
2. Adım: Tırnaklarınızı istediğiniz uzunlukta kesin.
Ancak çok fazla dipten kesmemeye dikkat edin. Eğer
tırnağınızı fazla derinden keserseniz, tırnak batması
gibi sorunlar yaşayabilirsiniz. Bu arada tırnaklarınızın
hepsinin aynı uzunlukta olmasına da özen göstermelisiniz.
Çünkü uzun tırnaklar arasında birinin kısa olması göze
hiç de hoş görünmeyecektir.
3. Adım: Evet sıra geldi törpülemeye… Tırnağınızı ne
kadar iyi ve doğru şekilde törpülerseniz o kadar
dayanıklı ve sağlıklı olur. Tırnaklarınızı sadece tek
bir yönde törpüleyin; ileri ve geri törpülemek
tırnaklarınızı daha güçsüzleştireceğinden kırılmalara ve
çatlamalara yol açacaktır.
4. Adım: Törpüleme işleminden sonra tırnak etlerinizi
yumuşatmak için ellerinizi ılık ve kremli bir suda 3
dakika kadar bekletin. Daha sonra da yumuşayan etleri
bir makas yardımıyla fazla derine inmeden dikkatlice
kesin. Eğer bununla uğraşmak istemiyorsanız iyice
yumuşadıktan sonra etlerinizi tırnak diplerine doğru
itebilirsiniz.
5. Adım: Sıra geldi şekil verdiğiniz tırnaklarınıza oje
sürerek bakımınızı tamamlamaya… Unutmayın ki ojesiz
tırnaklar korunmasızdır bu yüzden koyu renkleri
sevmeseniz de en azından bir kat cila sürmeyi ihmal
etmeyin.
Süreceğiniz ojenin rengini zevkinize ya da giydiğiniz
kıyafete göre seçebilirsiniz. Bu konuda oldukça fazla
seçeneğiniz bulunuyor; kırmızı, pembe, beyaz, bordo,
mavi, mor, kahverengi…. Bunun yanısıra ojenizin üstüne
değişik desenler yaparak tırnaklarınızı
süsleyebilirsiniz.
Ojeniz tamamen kurumadan elinizi bir yere sürmeyin.
Yoksa ojenizi bozabilirsiniz. Bu arada kozmetik dünyası
bu soruna da çabuk kuruyan ojeleri piyasaya sürerek
çözüm getirdi. Dilerseniz onları kullanabilirsiniz.
Son olarak;
Ev işi yaparken eldiven kullanmayı alışkanlık haline
getirin. Bu tırnaklarınıza yaptığınız bakımın daha uzun
süre bozulmadan kalmasını sağlayacaktır. Ayrıca
tırnaklarınızı nemlendirici kremlerle güçlendirmeyi de
ihmal etmeyin. Böylece kolay kırılmalarını
engelleyebilir, sağlıklı tırnaklara sahip olabilirsiniz.
Tırnakların sararması güzel görünümün önündeki en büyük
engellerden biridir. Ancak bunu da yenmenin basit ve
ucuz bir yolu var; 1 adet limon... Tırnaklarınızı birkaç
dakika limonla ovarak sararmalarını önleyebilir ve daha
parlak tırnaklara kavuşabilirsiniz. |