Doğum
şeklinize bir an önce karar verin |
|
Anne
adayları 9 ay boyunca aynı sorunun yanıtını ararlar,
‘Doğumum nasıl olacak?’ İlk sezaryenin üzerinden tam 4 asır
geçti. Geçen süre içinde ise doğum şekilleri alabildiğine
çeşitlendi: Normal, sezaryen, ağrılı, ağrısız, acılı, acısız...
14.09.2004 Tecrübeli annelere ‘Hamile kaldığınızı
öğrendiğiniz andan itibaren kafanızı en fazla meşgul eden
konu neydi?’ diye sorsam, çoğunluk ‘doğumun nasıl
gerçekleşeceği konusuydu’ yanıtını verir. Hele anne adayının
karnı biraz büyümeye başlamışsa ve doğacak bebeğin cinsiyeti
de belli olmuşsa en çok bu sorunun yanıtı için kafa yorulur.
Artık doğum yapılacak hastaneyi ve doktoru belirlemek bile
doğum şekline göre değişiyor. Anne adayları arasında o kadar
çeşitli rivayetler dolaşıyor ki, iki günde bir kararınızı
değiştirebiliyorsunuz. Ben de 8 ay boyunca hep aynı soruyla
yattım, aynı soruyla kalktım:
‘Doğumum nasıl olmalı?’
35 yaşını aşmış çoğunluk olarak, evde bir ebe yardımıyla
doğmuş olduğumuzu unuturuz. Tam teşekküllü bir hastanede
başımıza gelebilecek en kötü senaryonun kurgusunu yaparız.
Bir gün normal doğumda çocuğun nefes alamadığını düşünerek
evham yaparız, başka bir gün sezaryende narkoz nedeniyle bir
daha uyanamayacağımıza kendimizi inandırırız. Bu kuruntulara
bir de hamilelik depresyonunu eklediğinizde evde şenlik var
demektir.
Şiir gibi doğum
Hamileliğimin ilk 6 ayında normal doğumu düşünüyordum.
Karnım büyüdükçe cesaretim de kırılıyordu. Normal mi,
sezaryen mi derken 8 ayın sonuna geldik.
Bir kış günü, cuma sabahı doğum sancım başladı. Sanki daha
önce üç beş tane doğum yapmış gibi bende bir sakinlik,
sormayın gitsin. Kahvaltımı yapıp hastaneye gittim. Bir iki
saat sonra artan sancılar inanılmazdı.
Hele son iki saati yeniden düşünmek bile hala bana korkunç
geliyor. Normal doğum gerçekten zor bir süreç. Ağrı eşiği
çok yüksek biri olmama rağmen son yarım saatte doktorumdan
beni öldürmesini bile istedim.
Ben ölümü düşünürken, annemi gülme krizi tuttu. Çünkü o bana
normal doğumun kolay olmadığını söylemişti. Artık dayanacak
gücüm kalmamıştı. Kızım Nehir, sancıların başlamasından dört
saat sonra dünyaya geldi.Doktoruma göre ben ‘şiir gibi bir
doğum’ yapmıştım. Bana göre ise bir daha asla yaşamak
istemediğim ‘bir kabustu.’ Doğum anı ise inanılmazdı...
Bebeğimin ağlama sesiyle birlikte benim için yeni bir yaşam
başladı.
Doğumdan bir iki saat sonra ziyaretçileri karşıladım,
oturabildim, bebeğimle ilgilendim. Yani hayatla bağım
kopmadı. Bebeklerini sezaryenle dünyaya getiren
arkadaşlarımın da yanındaydım. Narkozdan uyanma sürecinde
sadece ağrılarını düşünüyorlardı.
Bebeklerini kucaklarına almaları, emzirmeleri daha uzun bir
zamanda gerçekleşiyordu. İlk bir hafta yardım almaları
kaçınılmazdı.
İlk sezeryan Amerika'da
Normal doğumda ağrıyı önce, sezaryende sonra yaşıyorsunuz.
Son yıllarda sezaryenler randevulu yapıldığından büyük
sürprizler yaşanmıyor. Bavulunuzu alıp, tatile gider gibi
bebeğinizle kucaklaşmaya gidiyorsunuz.
Diğerinde gece ya da gündüz doğum kesesinin yırtılmasıyla,
doğumun sıcak nefesini ensenizde hissediyorsunuz.
Hamileyseniz ve etrafınıza ‘hangi doğum şekli’ diye
soruyorsanız, bu sorunun yanıtını yine kendiniz
verebilirsiniz. Bugün bana soranlara normal doğumun
zorluğunu anlatıyorum. Ama güzel taraflarını da söylüyorum.
Sezaryenle doğum yapan arkadaşlarım ise ‘Birkaç saatlik
ağrıya dayanmayı, bebeğimi doğum anında görmeyi isterdim’
diyorlar. Yani normal doğum yapanlar sezaryeni, sezaryenle
doğuranlar normal doğumun ne olduğunu merak ediyor.
Canlı bir hastada ilk sezaryen 1610 yılında yapılmış. İlk
başarılı sezaryen ameliyatı ise 1794 yılında Amerika’da
gerçekleştirilmiş. Son yıllarda sezaryen ile doğum sayısında
büyük bir artış var.
Bunun nedeni anne adaylarının normal doğumdan korkmaları.
Kadın-doğum uzmanları belki bana kızacaklar ama bazıları,
gecenin bir yarısı doğumhanede birkaç saat geçirmemek için
sezaryeni tercih ediyor.
Sezaryen sayısının yüksek olmasında bu etkenin de rolü
olduğunu düşünüyorum.
Bir bebek bekliyorsanız şu cümleyi unutmayın; Doğum
sancılarının belli bir amacı vardır. Her sancı sizi
bebeğinize biraz daha yaklaştırır.
Kararı siz vermelisiniz
Etrafınızdan duyduklarınız gözünüzü korkutmasın. Her doğumun
kendine göre olumlu ve olumsuz yönleri var. Doktorunuzla
konuşup, durumunuza en uygun yöntemi içinize sinerek seçmeyi
deneyin.