Bebek
annenin hislerini paylaşır |
|
Uzmanlardan
anne adaylarına: Korku, endişe, heyecan veya mutluluk...
Bebek annenin tüm hissettiklerini hissedebiliyor. Huysuz,
hırçın bebeklerin gelişimlerine baktığımızda, annenin
hamilelik döneminde bir olumsuzluk yaşadığını görüyoruz.
16.06.2004 Tuhaf bir halsizlik hissi, ağızda metalik bir
tat, göğüslerde büyüme ve hassasiyet, bulantı, böş dönmesi,
aniden bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durma isteği ve
duygusal iniş çıkışlar... Bütün bunlar kadının içinde
yepyeni bir hayatın tomurcuklanmaya başladığının ilk
işaretleri...
Kadınlar iş yaşamında hızla basamakları çıkarken, geç anne
olan veya çocuksuz kadınların sayısı artmıştı. Ancak son
yıllarda kadınlar anneliği yeniden keşfetti. Batı'da üst
düzey yönetici kadınlar arasında çocuk yapmak giderek
yaygınlaşıyor. Bir canlı yaratmanın, aslında mucizeyle
eşdeğer olduğunun farkına vardı kadınlar ve bu duyguyu
tatmak istiyor. Beş
temel içgüdü arasında en kuvvetlisi olarak nitelendirilen
anneliği tadan pek çok kadın bunu "Mutluluk, bu demek"
cümlesiyle özetliyor. Bu yazı dizisinde bebeğin gelişimi,
yapılması ve yapılmaması gerekenler uzmanların ağzından
anlatılacak. Hamilelik sürecinde kadınları bekleyen
sorunların yanı sıra hamileliği zevkli ve rahat geçirmenin,
bebeği mutlu etmenin, sağlıklı olmasının püf noktaları da
verilecek.
Anne olmaya karar vermiş bir kadın için hayatının en mutlu
anı, muhtemelen gebelik testinin pozitif çıktığı gündür. Bu
tarifi imkânsız mutlulukla birlikte, beslenmeden uyku
düzenine, alkolden egzersiz ve strese kadar her alanda yeni
bir hayat başlar. Doktorların bu dönem içi anne adaylarına
önerdiklerini ise "Rahat olun, paniğe gerek yok" diye
özetlemek mümkün. Metropolitan Florance Nightingale
Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Kadir
Has Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meral Saraçel, annenin tüm
hissettiklerini bebeğin de hissettiğine dikkat çekti:
"Annenin korkuları, heyecanı, tüm hissettiklerini bebek
algılayabiliyor. Eğer anne mutlu ve huzurlu olursa bebek de
aynen öyle olur. Bazen önemsemediğimiz şeyler bile bebeği
etkileyebiliyor. Altı ay kadar hiç susmayan, huzursuz,
huysuz bebekler biliyorum. Bu bebeklerin annelerinin
hamilelik dönemine baktığımızda mutlaka bir olumsuzluk
yaşadığını görüyoruz. Kimi farkında olarak kimi de olmayarak
yaşıyor bunu."
Çevrenin sorumluluğu
Bugüne kadar 8 bine yakın bebeği izleyen Saraçel,
hamilelikte sadece annenin değil çevresindekilerin de
sorumluluğu olduğunu hatırlattı: "Hamilelik uzun bir süreç
olduğundan anne adayı için yorucudur. Annenin beslenmesine,
sağlığına dikkat etmesi, aylık olarak doktoruna gitmesi,
sigara ve alkolden uzak durması gerekiyor. Çünkü alınan her
nefes, her yudum bebeğe de gidiyor. Bunun yanı sıra
özellikle anne psikolojisi çok önemli. Anne kendini korku,
kaygı ve stresten arındırmalı. 'Bebeğim sağlıklı olacak mı,
sakat doğar mı, onu yeterince besleyebiliyor muyum,
kasılıyor muyum, erken doğum olur mu?' gibi kaygıları bebek
hemen algılıyor. Eğer anne erken doğuracağım deyip durursa o
bebek yerinde durmaz ve doğar. Annenin yaşadığı zorlukları
hisseden bebekler depresyona bile girebiliyor! Bu
sıkıntıların devamı bebek doğduktan sonra da yaşanıyor."
Bu testlere dikkat!
Gelişen tıp artık anne karnında da hastalıkları tespit
edebildiği için ailelerin testleri ihmal etmemesi
gerektiğinin altını çizen Doç Dr. Saraçel, hamilelikte ilk
üç ay ilaç kullanılmaması gerektiğini vurguladı: "İlaçlar,
sakat doğumlara, bebeğin herhangi bir organının eksiz
olmasına yol açabilir. Eğer annenin yaşı 34- 35 ve daha
yukarıysa kesinlikle ayrıntılı ultrason istenmeli. Çünkü
testlere karşın bazen kaçan vakalar oluyor ve down sendromu
gibi sorunlu bebekler doğabiliyor. Annenin yaşı
ileriyse mutlaka 'amniyo sentez' yapılmalı. Üçlü testler de
yanıltıcı olabiliyor. Bu yüzden gerekiyorsa kromozom analizi
yaptırsın ve sonuçlarını mutlaka takip etsin. Anne karnında
bebeğin gelişiminde gerilik varsa, bebek olması gerekenden
küçükse mutlaka baktırılmalı. Çünkü bebek her şeyi mutlaka
mesaj olarak veriyor."
'Her şey yolunda...'
Tüm zorluklara karşın hamilelik döneminde olağanüstü hal
ilan etmeye gerek olmadığını vurgulayan Saraçel'in anne
adaylarına öğütleri şöyle: "Elinizi karnınıza koyarak ilk
aydan itibaren iletişim kurun. Sizi kaygılandıracak
olmayacak şeyleri düşünmek yerine, rahatlatıcı uğraşlarla
ilgilenin. Bir müzik aleti çalıyorsanız ona devam edin, bu
bebeğe de iyi gelir. Stresten uzak durun, mutlu bir ortam
yaratmaya çalışın. Hafif egzersizler, yürüyüşler hem sizi
hem de bebeğinizi mutlu eder. Bu aynı zamanda karın
kaslarınızın güçlenmesini de sağlayacaktır. Spor yapan
annelerin yapmayanlara oranla çok daha rahat bir hamilelik
ve hamilelik sonrası dönem yaşadığı tespit edilmiş bir
gerçek. Anne adayının hem kendine, hem bebeğine sık sık 'her
şey yolunda' diyerek keyifli ve sakin bir hamilelik
geçirmesi mümkün."
'Anne adayları için folik asit desteği önemli'
Çalışma hayatının gerekleri nedeniyle kadınların artık
'planlı' hamilelik yaşadığını belirten Memorial Hastanesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci,
folik asidin önemine dikkat çekti. Özgeneci, anne olmaya
karar veren kadınlara üç ay öncesinden başlayarak folik asit
verilmesi gerektiğini söyledi. Folik asit tabletlerinin
bebeğin sağlıklı bir omurga ve omurilik geliştirmesi için
gerekli olduğunu vurgulayan Özgeneci, hamilelikle birlikte
10-12 kilogram almanın, uyku süresinin artmasının normal
olduğunu ve annelerin endişelenmemesi gerektiğini söyledi.
Hamilelikle birlikte anne adayında birtakım hormonal
değişimler olduğunu ve bu duruma karşı hazırlıklı olunması
gerektiğini hatırlatan Dr. Özgeneci, "Ufak değişiklikler
yapmak hamilelik döneminizde daha rahat olmanız için yeterli
olabilir. Örneğin yatış pozisyonunuzu değiştirin. Sol taraf
yerine sağ tarafınıza doğru veya sırt üstü yatmak bu dönem
için en ideali. Ayrıca ilerleyen aylarda topuklu
ayakkabılardan uzak durmak da önemli" dedi.
Adım adım bebeğin gelişi
1. ay: Bebeğin beslenmesini ve gelişimini sağlayan plasenta
oluşmaya başlar. Rahim büyür. Anne adayında duygu
dalgalanmaları görülür.
2. ay: Anne adayında yorgunluk belirtileri, bulantı,
kabızlık, hazım sorunu ve idrara sık çıkma görülür. Duygusal
değişiklikler devam eder. Dışarıdan bakıldığında hamilelik
fark edilmez. Bebeğin organ gelişimi için kritik döneme
girilir. 'Bebek' yaklaşık 10 gram ağırlığındadır, yani bir
fasulye tanesi kadar. Göz ve kulak taslakları oluşur.
Derince bir tabaka halinde belirmeye başlar.
3. ay: Vücutta dış görünüm anlamında belirgin değişim
yoktur, ancak göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet meydana
olur. Bağırsaklar tembelleştiği için annede kabızlık,
yorgunluk ve bacaklarda varisler görülebilir. Bu dönemde
duygu değişimleri fazlalaşır. Anne adayı baş ağrısı ve baş
dönmesiyle ilgili şikâyetler yaşayabilir. Anne karnındaki
bebeğin boyu 5-6 santimetreye, ağırlığı ise 15-20 grama
ulaşır. Kontrollerde doktorunuz steteskopla bebeğin kalp
atışlarını duyabilir. Bebek bu dönemde içinde yüzdüğü suda
hareket etmeye başlar. Ellerde ve ayaklarda tırnaklar uzar.
Gözlerse kapalıdır.
4. ay: Artık bebeğinizin kız mı, erkek mi olduğunu
öğrenebilirsiniz. Anne adayının hamileliği dışarıdan belli
olmaya başlar. İdrara gitme sıklığı azalır. Belli bazı
yiyeceklere karşı istek belirir. Bebeğin ağırlığı 120 grama
ulaşır, yani annenin avucuna sığabilecek büyüklüktedir.
Ultrasonda bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu ayda bebeğin
saçı çıkıyor. Dördüncü ayın son haftasında bebek ışığa tepki
verebilir. Ultrasonda bebeğin parmağını emdiğini
görebilirsiniz.
5. ay: Plesanta gelişimini tamamlar, artık daha fazla
genişlemez. Sadece çapı büyür. Anne, bebeğin hareketlerini
hisssetmeye başlar. Bebek hızla gelişmektedir. Bebeğin,
dolayısıyla karnın büyümesi bağırsakları sıkıştırır,
kabızlık artar. Bebeğin hızlı gelişimi anneye de yansır ve
daha fazla yemeye başlar. Kilo artışı devam eder. Bununla
birlikte gebelik çatlakları olabilir. Bebek, 250-450 gram
arasındadır. Bebeğin hareketleri hızlanır ve kuvvetlenir.
Saatte en az iki kez hareketleri hissedilir. Aslında
hareketleri bundan daha fazladır ancak anne sadece kuvvetli
olanlarını hisseder. Bebeğin uyku düzeni de oluşmuştur.
Belirli aralıklarla uyur ve uyanır.
6. ay: Kilo artışı 5-7 kg.'ye kadar ulaşabilir. Karnın
büyümesiyle birlikte vücutta ağırlık merkezi de değişir ve
hareketler ağırlaşır. Bu aya kadar topuklu ayakkabı giymiş
olabilirsiniz, ancak artık onlara veda etmeniz gerekir. Bu
ayda dişlerinizi fırçalarken, ağzınızı çalkalarken kanamalar
görülebilir, diş eti çekilmeleri olabilir. Ciltte koyu
lekeler oluşabilir, kasılmalar başlar. Ayaklarda, elde ve
yüzde şişmeler olur. Cinsel istekte değişimler gözlenir. Bu
ayda bebek minyatür bir insanı andırır. Gözlerini açıp
kapamaya başlayan bebeğin boyu 25-35 santimetre, kilosu ise
700-900 gram dolayındadır. Bazı uzmanlara göre bu dönemde
bebek sesleri duyabilmektedir. O yüzden bebeğe şarkı
dinletebilir, kitap bile okuyabilirsiniz. Klasik müzik
dinletmenin bebeği olumlu etkilediğini iddia eden çalışmalar
bile bulunuyor.
7. ay: Gebeliğe bağlı olarak annede göz kuruluğu
görülebilir. Bacaklarda ve belde ağrıların yanı sıra uyumada
güçlükler ve nefes darlığı olabilir. Bacaklardaki varislerde
artış ve şişme fark edilebilir. Glikoz yükleme testinin yanı
sıra kan basıncının ölçülmesi gerekir. Annede var olan
rahatsızlıklar (tansiyon vb.) bu aylarda daha da
kötüleşebilir. Annenin bu durumuna karşın bebek yağ
depolamaya devam eder ve ışığa tepki verebilir. Tat alma
duyusu büyük ölçüde gelişen bebeğin kaşları gelişimini
tamamlar.
8. ay: Bebek vücut ısısını ayarlayabiliyor ve el-ayak
tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Beyin ve kemikler hızla
gelişiyor. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketimi
artırılmalı, gerekiyorsa kalsiyum ilaçları alınmalı. Bebeğin
hareketleri iyiden iyiye artıyor. Bebeğin cildinin altındaki
yağ dokusu geliştikçe bebeğin rengi kırmızıdan pembeye doğru
döner. Bu arada anne adayı uyuyamaktan ve mide yanmalarından
şikâyet edebilir. Hemoroid görülebilir. Sindirim sistemi
sorunları için bol sıvı ve lifli yiyecekleri tüketmekte
fayda var.
9. ay: Bebek yavaş yavaş doğum pozisyonu alıyor. Zaman zaman
bebek hıçkırabilir, o yüzden anne adayı bu hareketlerden
ötürü telaşlanmamalı. Bir yandan da bebeğin bağışıklık
sistemi gelişmektedir. Bebeğin uykusu da tıpkı büyükler
gibidir. Uyurken gözlerini kapar, uyanıkken açar. Annede de
hareket yeteneği ve cinsel istek azalır. Halsizlik
şikâyetleri artar. Uyuma güçlüğü görülür. Doğuma dair
endişeler başlar