20 YAŞINDA
:Babamın da pek fazla birşey bildiği
söylenemez.
30 YAŞINDA
:Bir kere de babamın fikrini sorsam fena
olmayacak.
40 YAŞINDA
:Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor.
50 YAŞINDA
:Babam herşeyi biliyor.
60 YAŞINDA
:Ahh ! Keşke babam hayatta olsaydı da
kendisine danışabilseydim...
BABALAR
KIZLARI , KIZLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR ?
0 yaşında Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim
kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor. Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa
gerek.
5 yaşında Baba : Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban
sana ne alsın? Kızı : En çok babamı seviyorum.Babam, niye annemle
uyuyor?Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.
10 yaşında Baba : Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız? Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle
evleneceğim.Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?
15 yaşında Baba : Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç
kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım
daha sert konuşmalıyım. Kızı : Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit
geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman
özgür olacağım?
20 yaşında Baba : Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek
uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı
kalmadı tabii. Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda
zaten. Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor. Kızı : Her dediğime alınıyor, beni bir türlü
anlamıyor.Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli?
Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten
bıktım artık!
25 yaşında Baba : Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor.
Zaten aramız eskisi gibi değildi.Şimdi bir de kocası var. Prensesim
beni terkediyor. Kızı : Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının
ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu
yüzden yapıyor.Kendi hayalindeki damat değil ya!Sanki birlikte
yaşayacak olan o.
30 yaşında Baba : Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne
iyi olur. Hem torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden
fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki... Kızı : Babamları da çok ihmal ediyorum galiba.Yine
telefonda çok üzgün geldi sesi.Haftasonu onlara süpriz yapmak en
iyisi.
40 yaşında Baba : Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli
bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken
derslerine hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri
bana sorardı.Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik
tartışmalara girmeyeceğim. Kızı : Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor.Sürekli
bir şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil
ama.Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir
evlat da olamadım.
45 yaşında Baba : Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel.Gözüm
arkada gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum. Kızı : Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye
hazır değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu
benden alma!
50 yaşında Baba : Dünyada mutlu kal kızım ! Kızı : Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım.Şimdi
ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde
çok mutlu ol.Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben,arada
sırada işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl
yaşayacağım?
55 yaşında Kadın : Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum
babacığım.Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin
hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum.Yine de beni duyuyorsan,
lütfen seni üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil
olur mu?
ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI MI
DÜŞÜNÜYORSUNUZ ? BİRKEZ DAHA DÜŞÜNÜN :
- Süpermarkete gidin. Hiçbir
şey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı
kasiyere verin. Daha sonra da yandaki eczaneye gidin kredi kartı ile
ilaçlar alın. Akşam saat 17:00 ile 22.00 arasında elinizde yaklaşık
4 kg. ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde volta atın. Saat 22.00’de
ağırlığı yatağa bırakın. Saati 24.00’e kurun ve yatın uyuyun. Saat
tam 24.00’de kalkın.4 kg. ağırlığı tekrar elinize alın ve saat
01.00’e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun.
Saatin alarmını 03.00’e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar
kalkın; bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun.
Koltukta kendinizden geçin.03.00’te çalan alarm ile fırlayın, 15
dakikalık uykunun sersemliği ile yatağa yönelin, ağırlığı elinize
alın. Saat 04.00’e kadar elinizde ağırlık varken karanlıkta dolanın
ve bu arada yüksek sesle çocuk şarkıları, ninniler söyleyin.
Kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku
miktarınızı 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güleryüzlü
olun ve bunları 3 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
- Eve canlı bir ahtapot
getirin...5 yıl boyunca düzenli bir biçimde her sabah onu giydirmeye
çalışın.
- Bir kavun alın. Kavunun
üstünde bir delik açın. Kavunu uzunca bir iple tavana asıp, sallayın.
Kavun sağdan sola sallanırken, bir kaşık sıcak su alın,sallanan
kavunda daha önce açmış olduğunuz deliğe,yere dökmeden sokmağa
çalışın.
- Ağzınızdan çıkan her
cümleyi en az beş kez daha tekrarlayarak konuşmaya alışın. Bunu bir
yaşam biçimi haline getirin.
- Dışarıya çıkmak için
giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin.
Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve
dönün.Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın,
çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara
izmaritini, cikleti, kirli kağıdı,mendili, karıncayı dikkatle ve
uzun uzun seyredin. Aniden “yeter artık senden çektiğim” diye
avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. Her gün böyle
yürüyüşler yapın.
- Süpermarkete
gidin.Yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın:Süpermarkete girince
keçiyi serbest bırakın.Daha sonra da keçinin içerde kırıp, tahrip
ettiği her şeyin parasını sorgusuz sualsiz ödeyin.
- Evdeki koltuklara tereyağı
bulayın. Perdelere de reçel bulaştırın.
- Mutfakta pişmekte olan bir
adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın
odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın.
- Evdeki yeni sulanmış
çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar
üzerinde figürler yaratın.
Nasılmış, çocuklu yaşamak...
EVLİLİK HAKKINDA
- Evli erkeklerin
psikolojisi arkadaşlarla yemeğe gitmeye benzer.İstediğin yemeği
sipariş edersin sonra yanındakinin istediği yemeği görüp "Keşke onu
isteseydim" dersin.
- Bir davette bir hanım
arkadaşına sorar:"Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun? Diğer
hanım cevap verir:"Evet yanlış adamla evliyim de ondan"
- Bir adam evlenene kadar
eksik sayılır, evlenince tam bitmiş olur.
- Bir genç babasına
sorar:"Baba evlenmek kaça malolur? Baba cevap verir: "Bilmiyorum
oğlum,ben hala ödüyorum."
- Adam
anlatıyormuş:"Evlenene kadar mutluluğun ne olduğunu bilmezdi, sonra
da geç oldu."
- Yeni evlenmiş bir adam
mutlu ise nedenini hemen anlarız.On yıllık bir adam mutlu ise
nedenini merak ederiz.
- Evliliğin ilk yılında adam
konuşur kadın dinler,ikinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikisi de konuşur,komşular dinler.
- Bir kavgadan sonra kadın
kocasına bağırır:"Seninle evlendigimde tam bir aptalmışım." Adam
cevap verir: "Evet çok aşıktım farkedemedim."
- Bir adam gazeteye ilan
vermiş: "Eş arıyorum." Ertesi gün yüzlerce mektup almış:"Benimkini
alabilirsin."
- Bir adam karısına
arabasının kapısını açıyorsa, emin olabilirsiniz: "Ya arabası
yenidir,ya da karısı!
ZAMANLA ÖĞRENDİKLERİMİZ
YAŞ 5 Anne ve babamın
birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim. YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini
öğrendim YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre
ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim. YAŞ 13 Annemle babamın elele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin
beni daima mutlu ettiğini öğrendim. YAŞ 15 Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla
ısıttığını öğrendim. YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve
aşktan ibaret olduğunu öğrendim YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu
öğrendim. YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç
para vermek olduğunu öğrendim. YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri
değil, benim kendi hakkımda nedüşündüğüm olduğunu öğrendim. YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında
küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim. YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük
oranda belirlediğini öğrendim. YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk
duyduğunu öğrendim.. YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü
alabileceğimi öğrendim. YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya
çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim. YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç
olabileceğini öğrendim. YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını
öğrendim. YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları
ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim. YAŞ 64 Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan
başkalarına veremeyeceğimi öğrendim. YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi
olduğunu öğrendim. YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına başağrısı
olmamam gerektiğini öğrendim. YAŞ 90 Kiminle evleneceğim kararının hayatta verilen en önemli
karar olduğunu öğrendim. YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şey olduğunu öğrendim.
''İYİKİ
KADINIZ''
DEDİRTEN NEDENLER
- Arabamızın yolda patlayan
lastiğini değiştirmeyi bilmesek de olur...
- "Ya kalkmazsa?" derdi
yok...
- Erkekleri etkilemek çok
kolaydır...
- Pantolon giymek bizim
için fizyolojik olarak en az etek kadar rahattır...
- Kişiliğimiz kullandığımız
arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor...
- "Damsız Girilmez" bize
bir şey ifade etmiyor...
- İstediğimiz her yerde ve
her koşulda ağlayabiliriz...
- Kas gücü gerektirecek
işleri zevkle yapacak birileri her zaman vardır...
- Düğme, sökük vs. dikmek
özel bir beceri gerektirmiyor...
- Dünya yerle bir olsa önce
kadınlar ve çocuklar!
- Aşık oluyoruz...
korkmadan...
- Biraz göbek sevimli mi
durur? .. hadi ordan!! Asla diş görünüsümüzle ilgili yalan
telkinlerle kendimizi kandırmaya çalışmayız.. Rejim gerekiyorsa
rejim...
- Tecavüze uğradığımızda
cinsel tercihimizi değistirmek zorunda değiliz...
- Sünnet olmayız...
- Meslek grubunda "ev
kadını" diye kebap bir seçenek var...
- Birinden hoşlansak da
"ilk adım atma kabusu"ndan muafız...
- Evet, gelinlik 200.- $,
smokin ise 100.-$.. ve her ikisini de sevgili damat ödüyor...
- "3 dubleden sonra sarhoş
olurum" diyebiliriz rahatlıkla...
- "Çirkin" kadın yoktur...
- 50 yaşından önce hiçbir
erkeğe seks için para ödemek zorunda değiliz...
- Kısa boy mu?Topuklu
ayakkabılar ne güne duruyor ki?
- "Hadi amcalara
göster.."şeklinde rezil bir çocukluk anımız da hiç olmayacak...
- Horlamıyoruz....
- Sigaramızı yakacak
birileri hep vardır...
- Tükürmeyiz...
- Harika alyansımız asla
kılların arasında kaybolmaz...
- Ayaklarımız kokmuyor...
- "Erkek sözü" gibi ikna
etmeye yönelik sıfatlar yaratmadık hiç...Yoksa verilen sözlerin
tutulmaması gibi bir sorun mu var?
- "Anneme gidiyorum"
diyerek kapıyı çarpmak bize yakışan bir ayrıcalık...
- Belli dönemlerimizde,
cinayet bile işlesek hafifletici neden kabul edilir...
- "Boşanmak istersek" tek
celsede boşanırız...
- "Boşanmak istemezsek"
zengin bir dul oluruz...
- Trafik polisinin alkol
vs. çevirmelerinden muafız...
- Kel olmuyoruz...
- Toplu taşıma araçlarında
nadiren ayakta kalırız...
- Her başarılı erkeğin
arkasında bir kadın vardır...
KADIN-ERKEK
DENKLEMLERİ
Zeki Erkek + Zeki Kadın = Romantizm
Zeki Erkek + Aptal Kadın = Gebelik
Salak Erkek + Zeki Kadın = Sorun
Salak Erkek + Salak Kadın = Evlilik